21 Nisan 2016 Perşembe

Miskinler Tekkesi

Niye bu kadar çok soru soruyoruz birbirimize?
Niye 'doğru soru' sordukça birbirimize yardım ettiğimizi düşünüyoruz? 
'Kimin için doğruyu' soruyoruz?
Hangi hak ve hadle sorduğumuz sorudan aldığımız veya almadığımız cevaba istinaden jestli, jestsiz, mimikli, mimiksiz, boş/dolu bakarak sessiz kalma hakkını görüyoruz kendimizde?
Niye bu kadar ve birdenbire yardımsever, farkındalıkyaratanperver, soruboğucu ve ruhbükücü olduk?
Beynin; yanlış sanıya sahip olan bir insanı görünce ve dahi onu yanıltınca onu 'daha insan' görüp takdir ettiğini biliyoruz...
Beynin; kendi sorunlarını örtbas edip gömme ve onlarla uğraşmayı erteleme yolunda diğer insanlara yol-yordam-gösterip merhem olmayı kullandığını da...
Buradan yola çıkarak; acaba soru sorarak, insanların 'bizim doğrulara yanılarak, deneyerek' ve belki de sürekli sorguda kalıp mücadele ederek gelmesi beynimizde seratoninle mükafatlandırılıyor mu? 
Yoksa; insanlar bizim doğrulara değil kendi doğrularına mı geliyorlar aslında? Bizim sorduğumuz sorularla kendi doğrularına gelen insanlar yani...
E psikologlar, psikiyatrlar, nöropsikologlar filan ne olacak o zaman? Bu kadar bilim-ilim... 
Yoksa bunların birer yaşam koçuna mı ihtiyaçları var? 
Niye bu kadar çok soru soruyorum ben size ve kendime:))
Niye 'doğru soru' sordukça birbirimize yardım ettiğimizi düşünüyoruz:))
'Kimin için doğruyu' soruyoruz:))
Hangi hak ve hadle sorduğumuz sorudan aldığımız veya almadığımız cevaba istinaden jestli, jestsiz, mimikli, mimiksiz, boş/dolu bakarak sessiz kalma hakkını görüyoruz kendimizde:))
Niye bu kadar ve birdenbire yardımsever, farkındalıkyaratanperver, soruboğucu ve ruhbükücü olduk:))
Miskinler Tekkesi ne tarafta acep?